Misir Festivalleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Misir Festivalleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Mart 18, 2009

19. KAHIRE COCUK FILMLERI FESTIVALI - TURKIYE NEREDE?


Aradan gecen bir yildan sonra bu yil da 19. duzenlenen Kahire Cocuk Filmleri Festivali hakkinda yazacagim. Gecen yil 18. cisi hakkinda yazmistim, ama daha disaridan bir gozlemci idim, sadece kizimin da icinde oldugu acilis toreni dolayisi ile bir gunluk bir gozlemle yazmistim. Bu yil biraz farkli bir yonden yazacagim.

Festivalden yaklasik bir ay kadar once Kahire Kultur Musavirimizin duyurusu ile kizim dahil dort Turk cocugu festivalde juri uyesi olarak Turkiye adina gorev aldilar. Festival komitesi aslinda her ulkeden iki cocuk istemis, fakat bizden talep dort cocuk olunca sagolsun Kultur Musavirimiz Esen Neftci Hanim da durumu komiteye kabul ettirmis dordunu de olayin icine soktuk. Cocuklar icin gercekten bulunmaz bir firsatti bu edinecekleri tecrubeler acisindan. Festivale Turkiye'den de film isteyecegini soyledi Esen Hanim. Biz de heyecanla beklemeye basladik kac film gelecek, ne gelecek diye. Malum burada Turk dizi filmlerine de cok buyuk bir ilgi var bu ara!

Cocuklarin festival komitesine juri uyesi olarak kayitlarini yaptirdik, sonra bir iki kez daha gidip, hazirlanan programi, juri uyeleri icin ozel hazirlanan cantayi, tisortu ve icinde festival hakkinda, filmler hakkinda, yonetmenler hakkinda bilgiler olan ve juri uyelerinin fotografli bir listesinin oldugu, Kultur Bakanligi'nca hazirlanan yaklasik 225 sayfalik katalogu aldik. Heyecanla programa baktik Turk filmlerini gormek icin, ama hayal kirikligina ugradik. Bir tane bile yoktu. Halbuki boyle festivaller ulkeler arasindaki kaynasmayi saglar, kendinizi tanitip, sevdirme imkani bulursunuz.

Festivale katilan ulkeler sunlar; Misir, Polonya, Guney Kore, Portekiz, Macaristan, Latviya, Ingiltere, Estonya, Rusya, Hindistan, Hirvatistan, Bulgaristan, ABD, Yemen, Tunus, Isvec, Isvicre, Umman. Gordugunuz gibi uc kitadan, dogumuzdan, batimizdan, kuzeyimizden, guneyimizden bir suru ulke film gondermis, festivale katilmis. Bir biz yokuz. Acilis toreni yapilirken cocuklar sahneye film yonetmenlerini cagirip takdim ettiler. Isterdik ki bir yonetmen de Turkiye'den olsun. Neden yok? Aklima iki olanak geliyor; 1) Hep oldugu gibi Turkiye'nin Bati'ya odaklanmasi yuzunden Dogu'yu ihmal etmesi; ki bunun pek hayra alamet oldugunu sanmiyorum. Bakin burun kivirdigimiz her yerde Bati ulkeleri var. (Bu sabah AZ TVyi izlerken Azarbaycan muzik festivali reklamini gordum. Katilan ulkeleri sayiyor sunucu; Rusya, Fransa, Italya, Iran, Hindistan, Misir... Turkiye yok gene) 2) Belki de katilmak istedik ama gonderecek film bulamadik. Yani Turkiye'de cocuklar icin filmler cekilmiyor, sanat uretilmiyor. Yani cocuga yatirim yapilmiyor. Bu bence daha da vahim!! Bu seceneklerden hangisi yuzunden 19. Kahire Cocuk Filmleri Festivali'ne film gonderilmedi bir bilen varsa soylesin de biz de bilelim.

Iyi ki juri uyeligi icin yasi tutan cocuklarimiz varmis da kataloga Turkiye'nin adini bu sekilde sokabildik. Tabii Jurisi olup da filmi olmayan tek ulke olarak:))


Cairo Opera'da yapilan acilis toreninde yonetmenlerin takdimi. Gene tum sunus ve konusmalar biri kiz biri erkek iki cocuk tarafindan yapildi. O kadar cocuklar ki; pembe elbiseli kucuk kizi salonda gordugumde dikkatimi cekmisti elbisesinin guzelligi ile, sonra da bir erkek cocuguyla dalasip ona eteginin altindan bir tekme savurmustu:)) Guldurmustu beni o haliyle!


Yonetmenler, juri uyesi cocuklar ve acilis gosterilerini yapan cocuklar hep beraber sahnede salondakileri selamlarken. Juridekiler uc gunde yaklasik 60 film izlediler, bunlarin cogu kisa metrajli bir kac dakikalik filmlerdi. Ama gercekten cok yoruldu cocuklar. Bunu, son gun son filmi izledikten sonra salondan kendilerini disariya atis bicimlerinden de rahatlikla anlayabilirdiniz:))) Acilis toreni icin sahne alan cocuklar da Bilgisayar oyunlarini sahnede canlandirarak show yaptilar. Cok profesyonelceydi. Demek ki cocuklara firsat! verildiginde onlar hem cocuk olup hem de basarilara imza atabiliyorlarmis!!!

Cuma, Mayıs 16, 2008

KORBA FESTIVALI


Korba, Kahire'nin Heliopolis ilcesindeki bir semtin adi. Ana caddesinin adi Bagdat caddesi. Bu caddenin iki yani arap mimarisini yansitan bir cok guzel yapi ile, dukkanlar ve cafelerle kapli. Heliopolis bundan 101 yil once Belcika'li bir Baron tarafindan kurulmus - O zamanlar Heliopolis colmus, simdi ise Kahire'nin en kalabalik ve elit ilcelerinden biri. Husnu Mubarek'in yasadigi ev ve Devleti idare ettigi ofisi de burada. Ankara'nin Cankaya'si yani - Baron'un kendi icin yaptirdigi cok da guzel bir malikhane var burada, onun ayrintili bilgilerini daha sonra verecegim. Gecen sene Heliopolisin kurulusunun 100. yilini kutlamak icin bir festival duzenlenmisti Korba'da ilk kez. Butun binalar temizlenip boyanmis ve cok guzel oldugu soylenen bir festival duzenlenmisti. O zaman gidememistim ama bu sene gitmeye karar verdim ve kizimla birlikte gittim.

Sabah saat onbir sularinda trafige kapali olan yola iki tane siyah araba girdigini gorunce kendi kendime soylendim, "ne isi var bu arabalarin burada" diye. Neyse arabalar sokagin hemen basinda durdular ve icinden Cumhurbaskani'nin esi Sayin Suzan Mubarek cikti. Cok zarif bir sekilde herkesi selamlayarak, toka ederek, konusarak caddeyi bir bastan bir basa yurudu ve donuste de bizim cocuklarin boya yaptigi yere geldi. Ben de firsattan istifade hemen resimlerini cekiverdim tabii ki:). Sonra gene arabasina bindi ve gitti.




Gercekten her sey cok guzel planlanmisti. Bagdat caddesi trafige kapatilmis ve cadde uzerinde cesitli dillerden BARIS yazilari olan taklarla, bayraklarla, fenerlerle ve ciceklerle suslenmisti. Butun café ve restoranlar masa ve sandalyelerini sokaklara tasimislar. Her yer tertemiz. Sabah saatlerindeki sakinlik saatler ilerledikce yerini kalabaliklara birakti.







Bir de cesitli ulkelerin standlari vardi. Asya, Afrika ve Avrupa'dan. Ulkelerini tanitici brosurler dagitiyorlar, yemeklerini tattiriyorlardi. Gozlerim Turk standini aradi ama yok tabii ki... Yunanistan, Bulgaristan, Ermenistan, Sri Lanka, Myanmar, Banglades oradaydilar…

Neyse ki bizim de bayragimiz vardi en azindan!




Caddenin ortasina denk gelen yere de buyuk bir ekran koyulmus, once cocuklar icin cizgi filmler oynatildi ardindan caddenin sonundaki platformda yapilan gosteriler naklen verildi

Bu festivalde en cok eglenenler cocuklar oldu. Daha onceki bir yazimda bahsettigim Design Center bu cadde uzerinde ve cocuk etkinligini yurutuyordu. Serra'yi da getirmem icin beni aramislardi biz de vakti gelince gittik. Galerinin onune yola bir yolluk misali kartonlar serilmis yanyana, uzerine fircalar ve boyalar konmus, cocuklarin iclerinden geleni yapmalari icin.





Kagit boyama isi bitince, Ishak Bey asfaltin uzerine renk renk boyalar doktu ve cocuklara canlari ne istiyorsa cizmelerini ve yolu bir hali gibi suslemelerini soyledi. Onlarca cocuk fircalari ellerine alip dilediklerini yaptilar.






Bu arada festivallerin en goz alici yani seyyar saticilar ve satilan yiyeceklerdir tabii ki. Burada da tirmis, tatli patates, patlamis misir, kagit helva, elmali seker, mesrubat saticilarinin hepsine ugramak Serra ve benim icin bir farz oldu.

Bunun adi "tirmis" denilen misira benzeyen bir yemis. Misirin tanelerinin cok irisini ve yassisini dusunun, oyle. Uzerine arzuya gore limon suyu, kimyon ve kirmizi biber serpilerek yeniliyor. Bizde de Antalya'da ayni isimle mevcutmus.

Bu da "batata" yani tatli patates. Firinlarda pisiriliyor ve alip oylece yiyorsunuz. Kabak tatlisi lezzetinde. Kendinden tatli, sekere gerek yok. Bununla ayrica kaymakli tatlilar yapiliyor.

Bu da bizim kagit helva. Burada "freska" diyorlar. Adina yakisir sekilde kagit inceliginde. Ayrica cevizli-balli sandvic halleri de mevcut, lokmalik boyutlarda.


Patlamis misir, buradaki adi "fishar"

Elma sekeri

Çarşamba, Mayıs 14, 2008

SHAM EL NESIM

Aswan'da iken otel idaresi tarafindan odamiza birakilan tanitici brosure gore Sham El Nesim'in ne oldugunu aynen tercume ediyorum, ayrica gunumuzdeki kutlanis bicimi ile ilgili olarak gecen yil yazdigim yaziyi da okuyabilirsiniz.

"Sham al Naseem Faronik (Antic Misir) festivallerden birisidir. Musluman ve Hristiyan butun Misirlilar tarafindan kutlanir. Faronik festivaller astrolojik olaylara ve bunlarin doga ve yasam uzerindeki etkilerine dayaniyordu. Ilkbahar Festivalini ilkbahar ekinoksu na denk gelen tarihte kutluyorlardi. O gun, gunes Koc'un uzerine dogarken gece ve gunduz esittir. Bu da Barmehat 25'e denk geliyor. Kutsal kitaplarina gore o gunun yaradilisin ilk gunu olduguna inaniyorlardi.

Antik Misirlilar bu festivali Shamus Festivali – yeniden dirilis - olarak adlandirdilar. Zamanla festivalin ismi degisti, ozellikle Koptik Cag'da Sham olarak adlandirildi. Sonradan ilkbaharin yaklastigini belirten Naseem kelimesi eklendi.

Antik Misirlilar bu festivali resmi olarak milattan once 2700 yilinda kutlamaya basladilar.

Hristiyanlik Misir'a geldigi zaman, festival Hristiyanlar tarafindan kabul edildi ve Easter'dan bir sonraki gun kutlanmaya baslandi. Firavunlar Sham al Naseem'in ilk gecesini dinsel torenlerle kutluyorlardi. Gunesin dogusuyla, Sham el Naseem, butun insanlarin, Firavunlarin ve yuksek rutbeli memurlarin bile katildigi bir kutlamaya donusuyordu.

Sham al Naseem'in gecmisten gunumuze gelene kadar karakteristik ozelligi haline gelen kendine has yiyecekleri ve gelenekleri vardir. Ornegin, renkli yumurtalar, tuzlu balik, sogan ve yesil salata. Dogu'da ve Bati'da yasayan bir cok halk Sahm al Naseem'in orjinal kutlamalarindan bir cok ozellikleri kendi bahar festivallerine katmislardir."

Pazar, Mart 09, 2008

COCUKLAR ICIN 18. KAHIRE ULUSLARARASI FILM FESTIVALI


6 Mart – 13 Mart tarihleri arasinda duzenlenen Cocuklar Icin 18. Kahire Uluslararasi Film Festivali acilis toreninde Serra da gorevliydi bu yil. Opera'da yapilan bu torenler icin secilen cocuklar arasinda kizim da vardi ve bir haftalik bir provadan sonra cocuklar sahnede yerlerini aldilar. Opera Kahire'nin Kultur Merkezi. Cok guzel bir yer. Yilin 12 ayi etkinlikler devam ediyor. Konser salonlari, tiyatro salonlari, sergi salonlari ve guzel bir bahcesi, genis bir otoparki var. Burada her tur muzik icin konserler duzenleniyor. Arada bizim sanatcilarimiz da gelip burada konser veriyorlar. Anadolu Atesi de Kahire'deki ilk gosterisini burada yapmisti. Bu kisa bilgiden sonra gelelim festivale. Cocuk filmleri festivali olunca butun her sey cocuklara gore ve cocuklarla hazirlanmisti. Acilis toreni baslamadan once bahcede bir Fransiz sirki gosteri yapti. Buyuk bir yilan ile dans eden kizlar, cita uzerinde atlayarak gosteri yapan cambazlar, danslar vs. Cok ilgi cekici idi. Bir de yetimhanelerin ve korler derneginin de yer aldigi kermes salonu vardi. Gosteri icin davetiyeler ucretsiz olarak Kultur Bakanligi tarafindan dagitilmisti. Iceri girdigimizde cocuklarimiz kuliste iken bizler yer bulma ugrasi veriyorduk. Neyse yukari cik asagi in derken sonunda bir arkadasimin annesinin sayesinde protokolun hemen arkasinda bir yer bulup oturduk. Derken salona Misirli meshur actor ve aktristler gelmeye basladi. Tabii gazete ve televizyonlar da peslerinde. Bir sure sonra da Kultur Bakani Faruk Husnu geldi ve herkesi selamladiktan sonra yerine oturdu. On-oniki yaslarinda iki erkek bir kiz cocugun yaptigi acilis konusmasi ile toren basladi. 24 ulkenin katilimi ile gerceklesen festivalde Turkiye'den bir film var mi bilmem ama tanitimi yapilan juri uyeleri arasinda Basak Emre adinda genc bir Turk Bayan vardi. "Turkiye" diye anons edilince aaaa dedim daha bir dikkat kesildim. Juride Cin, Yunanistan, Amerika, Misir, Turkiye, Ingiltere, Almanya, Suriye, Urdun, Italya, Hindistan gibi ulkelerden birer kisi yer aliyordu. Juri uyelerinin tanitimindan sonra sahnedeki bulut seklindeki bir ekrandan Misir'in cocuk yildizlarinin yer aldigi filmlerden parcalar gosterilirken simdi birer yetiskin olan o cocuk yildizlar ellerinde kulis arkasinda kendilerine verilmis olan odulle doner bir sahne uzerinde bizim cocuklarimizin esliginde sahnede yerlerini aldilar. Sahnedeki renk cumbusunu size anlatamam. Cocuklar icin duzenlenen film festivalinde tum tanitimlar da gene o uc kucuk cocuk tarafindan yapildi. Hic bir buyuk cikip ta uzun uzun konusmalar yapip ortami bunaltmadi. Kultur Bakani bile konusma yapmak yerine herkes sahnede yerini aldiktan sonra onlarin yanina gidip selamlasti ve hatira fotografi cektirdi. Her sey cok guzeldi. Bu arada Hz. Muhammed hakkinda yapilan bir film ve karikaturler yuzunden Hollanda ve Danimarka'nin festivale katilma istegi reddedilmis.

Verilen aradan sonra bir de film gosterisi vardi ama biz cocuklarimizi almak icin sahne arkasina gectigimizden filmi izleyemedik. Kulis arkasindaki minikleri bir gorseydiniz, uzerlerinde cesitli ulkeleri temsilen giyilen kiyafetler (Serra Irlanda'li olmustu) yuzlerinde makyajlar, saclar kuaforler tarafindan yapilmis. Bicir bicir dolasiyorlar, ustlerini degistiriyorlardi. Soyle bir baktim, imrenmedim desem yalan olur. Iclerinden kac tanesi sanatci olacak kim bilir diye gecirdim icimden. Eeee Sahne tozunu yuttular bir kere. Gorecegiz bir gun sonuclarini hayirlisi ile….


Yilanli gosteri

Cambazlar

Sahneden bir goruntu

Kultur Bakani Faruk Husnu sahnede

Perşembe, Ağustos 17, 2006

ANTIK CAGDAN GUNUMUZE UZANAN MISIR FESTIVALLERI

SHAM EL NESIM

Sham El Nesim Misir'lilarin kutladigi, Firavunlar zamanindan gunumuze kadar gelmis olan iki festivalden birisidir. Bahar bayrami olarak Nisan ya da Mayis ayinda kutlanir. Misirli'lar o gun acmakta olan cicekleri ve yeseren agaclari gormek icin bahcelere, parklara giderler. Bu ozel gunde ozel yemekler yenir. Fesiih adli tuzlu balik, renkli yumurtalar, taze sogan, marul gunun menusudur.

Soylendigine gore; Sham El Nesim bahar meltemi anlamina geliyormus ve baharin taze ve temiz kokusunu daha iyi alabilmek icin bir gece once uyurken yastigin altina taze sogan koyulur oyle uyunurmus. Ertesi gun de bol bol tuzlu balik yenir ve bira icilirmis. Yastigin altina sogan koyma kismi hala uygulaniyor mu bilmiyorum ama balik (fesiih) yeme ve bira icme kismi hala uygulaniyor.

WAFA EL-NIL

Misir'daki bir diger antik festival de Nil'in sularinin yukseldigi Agustos Ayi'nda kutlanan Wafa El-Nil'dir. Eski Misir'lilar Tanri'ya sularin her yil yukselmesi icin ve daha fazla su icin dua ederlerdi. Modern Misir'lilar artik Nil'in tanri olmadigina inansalar da kendilerine hayat veren bu suya cok saygi duyarlar. Eski Misir'lilar Misir'in gelini adini verdikleri guzel bir kiz heykelini suya atarlardi. Misir'lilar hicbir zaman insan kurban etmedikleri halde, Nil'in yukselmedigi zamanlarda gercek bir kizin kurban edildigine dair ispatlanmamis hikayeler vardir.