Salı, Nisan 08, 2008

KENDINI COCUKLARA ADAYAN ADAM


Ishaq Azmi Misir'li bir ressam. Modern calismalar yapiyor. Kendisi 70'li yaslarda. Ayni zamanda oglu ile beraber Design Center adinda modern ev esyalari tasarimlarini sundugu bir magazasi var. Kizim icin resim kurslari aradigimda buraya yonlendirildim. Dogrusu pek fazla bilgi sahibi olmamistim o zaman sahibi hakkinda. O zaman cocuklar icin resim kursu duzenledikleri yer Zeytun adli bolgede, daracik bir sokak icinde bulunan Ulusal Cocuk Muzesi (The National Art Museum for Childeren)'da idi. Atolye cok guzeldi. Buram buram sanat kokuyordu. Her tarafta cocuklarin yaptigi resimler, heykeller, turlu cesit calismalar vardi. Duvarlara asilan resimler arasinda Turk cocuklarinin yaptigi iki resim de vardi, Turkiye'den gonderilmis. Burasi guzeldi de yeri guzel degildi. Yani ulasim acisindan zorluk cekiyorduk. Araba park edecek yer yok, sokaklar kalabalik. Her neyse bu yuzden kursa cok fazla devam edemedik. Taa ki bu yil bir tesaduf sonucu resim kurslarinin benim icin gitmesi cok kolay olan Dizayn Center adli magazalarinda verilmeye baslandigini ogrenene kadar. Magazanin asma katinda kurslar veriliyor, ben de bu arada cikip ya magazalara bakiyorum, ya da bir kafede oturup kitap okuyorum.

Bir gun gene gittigimizde Ishaq Bey masasinda karsisinda Somali'li bir ciftle oturuyordu ve beni de onlarla beraber oturmam icin davet etti. Ben de Ishaq Bey'i ilk defa o gun gormus oldum. Somali'li Bey doktormus ayni zamanda resim de yapiyormus ve esiyle beraber cocuklarini kursa getirmisler.

Ishaq Bey'in Ingilizcesi kuvvetli degil, fakat Fransizcasi mukemmel. Ama ben de Fransizca konusamiyorum ama Arapca eh! idare edebilirim. Benim nereli oldugumu sordu, "Turkum" dedim. Agzindan bir aaaah! sesi sonra da Istanbul, Ankara kelimeleri dokuldu. Ben lafin gerisi nadir acaba diye, bir de Arapca'min zayifligi yuzunden pur dikkat dinliyorum kendisini. Simdi anlayabildiklerimi anlatacagim size. Bu arada Somali'li cift de gulumseyerek dinliyorlar bizi. Ishaq Bey sanirim bir kac yil once Ankara'ya mobilya tasarimi ile ilgili bir toplanti icin gitmis. Orada karsisina cikan genc bir Turk'ten gordugu muameleyi anlatiyordu bana. Sanirim otuzbes yaslarinda biriymis ve Ishaq Bey'i kaale almayip ona tepeden bakmis. Hani bizde bir ifade vardir ya onu demeye getirdi Isaac Bey "Bana Pis Arap muamelesi yapti, beni kaale almadi" diye anliyorum ben onu ama ne yazik ki cevap veremiyorum, cunki diyecek bir sey yok zaten, utanmisim biraz bu duruma. Somali'li cifte bakiyorum, yuzlerinde bir gulumseme, onlar da kibar kibar bir seyler dediler, ama anlamadim. "Ben otuzbes senedir bu isin icindeyim dedi, otuzbes yasindaki Turk'e atifta bulunarak. Her neyse boyle boyle bana brosurler cikardi, cocuklar icin nasil bir calisma icinde oldugunu soyledi.

Her seyden once Ishaq Azmi omrunun otuzbes yilini cocuklara adamis. "Her cocugun yaraticiligini ortaya koymaya hakki vardir" dedi bana. Bunun icin cocuklari belli kaliplara sokmadan, serbest kendi iclerinden geldigi gibi cizip boyamalarina tesvik ediyor. Resim kursunu veren bir bayan ogretmen, ama Ishaq Bey her derste bir sure cocuklara teknikle ilgili, resim yapmayla ilgili hayattan ornekler vererek, hikayeler anlatarak egitim veriyor. Bir kere sahit oldum o kadar eglenceli bir perspektif anlatimi olamazdi dogrusu.

Ishaq Bey Kahire'deki National Art Museum'un, Iskenderiye'deki International Museum of Childeren's Art'in kurucusu imis. The Alexandria (Iskenderiye) International Museum of Children's Art cesitli ulkelerden cocuklarin yaptigi 3500 adet sanat calismasini barindiriyormus. Isi Misir'in disina tasimis ve Uluslararasi Cocuk Sanati Muzeleri Konseyi'nin (The International Council of Child Art Museums) uyesi olmus. Dis ulkelerde de cocuk sanati muzeleri acmis. Yarismalar duzenlemis, sergiler duzenlemis, kendini cocuklara adamis bu konuda. Yaratici yetenegi olan her cocugun ulkesi icin degerli bir kaynak oldugunu soyluyor ve cocuklarin bu yetenegini ortaya cikarabilmek icin hic bir kar amaci gutmeyen calismalar yapiyor.

Kendisini dinlerken, neden Zeytun'daki gidilmesi zor olan yeri simdiki kurs verilen bolgede bir yere tasimiyorsunuz diye sordum, cevabi soyleydi: O bolge fakir bir bolge dedi. 12 kadar okul var o bolgede ve o okullardakki cocuklara biz orada kurs veriyoruz dedi. Sizin 40 Gine vererek aldiginiz kurslara onlar 5 Gine veriyorlar, o cocuklarin bu kurslara gelebilmeleri icin bu tasinma isini yapmayacagim, orada kalacagim dedi. "Misir size sahip oldugu icin sansli" dedim. "Tesekkur ederim" dedi.

Turkiye'de kaale alinmayan Misir'li adam boyle bir adam iste! Daha cok sey yazabilirim ama biraz fazla uzun oldu. Ingilizce bilenler icin buldugum bir linki ekliyorum El Ahram gazetesinden:
http://weekly.ahram.org.eg/1999/456/li1.htm



7 yorum:

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Her insanın bir olmadığı gibi her Türk'ünde bir olmadığını anlatabilseydin keşke. Yanlış insanlar yanlış izlenim bırakıyorlar üzerimizde.
Arap, Türk, İngiliz veya v.s. hepsi insan. Tanımadan karar vermek, hayatımızın yanılgısı bu
Sevgiler...

Papatya dedi ki...

Sevgiciğim,
çocuk istismarı konulu mim'de seni sobeledim.
görüşmek üzere
Papatya

Nilgün ÜLKER dedi ki...

Sevgi abla,sikca yapilan hatalardan degilmi zaten bu onyargilarimiz. Insanlari gorunuslerine,irklarina,dinlerine gore yaftalayip katagorilere ayirmayi cok seviyor bazi insanlar. Bu sadece bize has bir durumda degil aslinda :(

Sevgiler...

Nihat Akkaraca dedi ki...

Irklarına, renklerine, özellikle giyimlerine göre algılama ve görme...
şimdi vatandaşlarımız kızacaklar ama, büyük şehirlerimizde biz taşradan gidenlere bile küçümseyen gözle baktıklarını söylemeliyim. Bunu her zaman hissettiriyorlar, içinde yaşadıkları kültürün çok üstün olduğunu sanarak.

Nihat Akkaraca dedi ki...

Sevgi hanım, söylemek istediğim bi'şeyi de söylemek istiyorum size: Siz orada bizim kültür elçimiz gibisiniz...

Sevgi dedi ki...

Merhaba Yasamin Kiyisinda, Ishaq Bey zaten bunu bilecek olgunlukta ve yasta merak etmeyin. Dunyayi gezmis, bir suru kultur, insan tanimis biri.

Papatya odevimi yaptim ben de.

Nilgun'cugum aslinda kendi icine kapali yasayanlar, ben merkezci olanlar bu hatayi daha cok yapiyorlar. Hep kendilerinin en iyi, en dogru, en guzel oldugunu dusunen bu tip insanlar, degisik bir durum gorunce tuu kaka diyorlar hemen.

Nihat Bey oncelikle iltifatiniz icin cok tesekkur ederim. Benim oyle bir iddiam yok ama sizin takdiriniz boyleyse cok tesekkur ederim ben de. Dediginiz gibi bizim ulkemizde de kendi kendimize de bunu yapiyoruz. Kimse insan olmak uzerine yola cikmaz, hemsericilik vardir. Kim hemseri ise en iyisi odur, gerisi yalandir. Burada bile Misir'lilar hakkinda kotu elestiriler yapanlara bakiyorum da, kendi ulkemizdeki olumsuzluklari ya da benzer seyleri ne cabuk unutmuslar diye guluyorum.

Berceste dedi ki...

O kendisini kaf daginda goren tecrubesi az, egitimi cok gibi gorundugu halde aile egitimi az insanlardan bizler de cekmiyor muyuz kendi ulkemizin icinde? Keske sen de bunu anlatabilseydin o adamcagiza... Ingiltere'de bir arkadasim sinir ola ola hep anlatir, yeni mezun ofleyip pofleyip is yapan bir kizi. Ise geldigi ilk gun banka muduru olmayi umanlari... Kimbilir kimin torpili ile gecmis, dinlemeyi bilmeyen o vatandas, koca bir milleti temsil edebilir mi?