Çarşamba, Şubat 18, 2009
EGZAHANALAR GREVDE
Çarşamba, Şubat 11, 2009
SUBAT TOPLANTIMIZ

Bu ay Turkce Konusan Hanimlar Grubu toplantimizi Zamalek'teki Marriot Hotel'in bahcesinde yaptik. Bu otelin hepimizi ceken hos bir havasi var. Her seyden once tarihi bir yer. 1869 yilinda Hidiv Ismail tarafindan Suveys Kanali'nin acilis torenlerine katilacak olan konuklar icin yaptirilmis bir saray. Ismi de orjinal olarak "Al Gezira Sarayi" imis. Avrupa'li bir cok kraliyet uyesi burada kalmis, Verdi'nin Aida Operasi da ilk defa burada sahneye konmus. Daha sonra orjinal sarayin iki tarafina yapilan unitelerle bir otele donusmus. Icinde kucuk bir muzesi de var. Ama ne yazik ki ben arkadaslari uzun bir aradan sonra ilk defa gorunce resim cekmeyi falan unuttum! Cektigim resimler de bir cogu gittikten sonra oldu.:)) Ustteki kucuk resmi internetten kopyaladim, onun icin kucuk oldu...
Cumartesi, Ekim 04, 2008
SURPRIZ KONSER
Dun aksam kizimla birlikte evin yakinindaki bir alisveris merkezine gittik. Butun gun evde oturmaktan bunalmis olan kizim beni zorla disari cekti diyebilirim. Iyi ki de cekmis. Dolasirken bir muzik sesi duyduk ve o yone dogru gittik. Bir piyano saticisi piyanolarini sergiliyordu ve dikkati cekmek icin de bir piyanist ile bir kemanist getirmisti. Piyanoyu calan bey tecrubeliydi herhalde boyle konserler vermeye ama sanirim kemani calan kiz acemiydi bu konuda. Once utangac mahcup cikan kemanin sesi dinleyici toplulugunun artmasi ve alkislar sonucu keman calan genc kizin yuzunde tebessumlerle birlikte artti, cogaldi, costu. Bir guzel muzik ziyafeti cektiler bize bati muziginden ve Misir muziginden orneklerle ki sormayin. Bayagi keyiflendim dogrusu.
Salı, Eylül 23, 2008
RAMAZANDA BIZIM KIZLAR
Cumartesi, Eylül 20, 2008
RAMAZAN'DA KOPTLAR

Cuma, Mayıs 16, 2008
KORBA FESTIVALI
Sabah saat onbir sularinda trafige kapali olan yola iki tane siyah araba girdigini gorunce kendi kendime soylendim, "ne isi var bu arabalarin burada" diye. Neyse arabalar sokagin hemen basinda durdular ve icinden Cumhurbaskani'nin esi Sayin Suzan Mubarek cikti. Cok zarif bir sekilde herkesi selamlayarak, toka ederek, konusarak caddeyi bir bastan bir basa yurudu ve donuste de bizim cocuklarin boya yaptigi yere geldi. Ben de firsattan istifade hemen resimlerini cekiverdim tabii ki:). Sonra gene arabasina bindi ve gitti.
Gercekten her sey cok guzel planlanmisti. Bagdat caddesi trafige kapatilmis ve cadde uzerinde cesitli dillerden BARIS yazilari olan taklarla, bayraklarla, fenerlerle ve ciceklerle suslenmisti. Butun café ve restoranlar masa ve sandalyelerini sokaklara tasimislar. Her yer tertemiz. Sabah saatlerindeki sakinlik saatler ilerledikce yerini kalabaliklara birakti.

Bir de cesitli ulkelerin standlari vardi. Asya, Afrika ve Avrupa'dan. Ulkelerini tanitici brosurler dagitiyorlar, yemeklerini tattiriyorlardi. Gozlerim Turk standini aradi ama yok tabii ki... Yunanistan, Bulgaristan, Ermenistan, Sri Lanka, Myanmar, Banglades oradaydilar…
Caddenin ortasina denk gelen yere de buyuk bir ekran koyulmus, once cocuklar icin cizgi filmler oynatildi ardindan caddenin sonundaki platformda yapilan gosteriler naklen verildi
Bu festivalde en cok eglenenler cocuklar oldu. Daha onceki bir yazimda bahsettigim Design Center bu cadde uzerinde ve cocuk etkinligini yurutuyordu. Serra'yi da getirmem icin beni aramislardi biz de vakti gelince gittik. Galerinin onune yola bir yolluk misali kartonlar serilmis yanyana, uzerine fircalar ve boyalar konmus, cocuklarin iclerinden geleni yapmalari icin.
Kagit boyama isi bitince, Ishak Bey asfaltin uzerine renk renk boyalar doktu ve cocuklara canlari ne istiyorsa cizmelerini ve yolu bir hali gibi suslemelerini soyledi. Onlarca cocuk fircalari ellerine alip dilediklerini yaptilar.
Bu arada festivallerin en goz alici yani seyyar saticilar ve satilan yiyeceklerdir tabii ki. Burada da tirmis, tatli patates, patlamis misir, kagit helva, elmali seker, mesrubat saticilarinin hepsine ugramak Serra ve benim icin bir farz oldu.
Perşembe, Nisan 03, 2008
SIBUA TORENI

Bu ozel toren bebek bir haftalik olunca yapiliyormus. Adina da SIBUA diyorlar. Ben gittigimde bebek uyuyordu, dunya tatlisi bir bebek tum bebekler gibi. O kadar sese kalabaliga ragmen maasallah hic uyanmadi. Toren zilgitlar atilarak basladi. Kadinlar bir bagiriyorlar lilililili...
Cocuklarin eline mumlar yakilip verildi. Cocuklar bu mumlarla sarki seklinde bir dua ederek dolandilar ortalikta, kapinin onunde. Sarkili duanin manasi su imis: "Rabbimiz, bu kucuk bebek de buyusun de bizimle beraber oyunlar oynasin"
Sonra ortaya bir tepsi geldi. Tepsinin ici baklagiller, tuz, tutsu malzemeleri doluydu. Nedir bu dedim. Anladigima gore bereket ve nazara karsi bebegi korumak icinmis. Bir de tepsinin icine uc mum dikildi ve yakildi. Bu da bebege verilecek isim ile ilgiliymis (gerci bu bebegin ismi dogdugunda Yusuf olarak konmustu). Bebegin dayisi anlatti; uc muma verilen isimler Yusuf, Omer ve Muhammed. En son sonen mum hangi ismi tasiyorsa bebegin adi o olurmus. Ben "e bebegin adi Yusuf degil mi, ya baska isim cikarsa ne olacak?" dedim. "Sadece gelenek icin yapiyoruz adi Yusuf tabii ki" dedi. Once Omer ismi verilen mum sondu, daha sonra Muhammed ismi verilen mum sondu. Yusuf uzun sure yanmaya devam etti. Hepimiz "aaa demekki adi gercekten Yusuf olacakmis" diye konustuk. Ben de acaba mumda bir dalavere var mi diye baktim ama yoktu. Digerleri gibi bir mumdu. Sonra geride kalan atesin uzerine tutsuler dokuldugunde tepsiden dumanlar cikti. Nazar isi bitti boylece.
Derken ortaya bebek icin hazirlanmis ozel bir sepet geldi. Icini kuruyemis ve sekerleme ile doldurdular. Bu arada butun bu isleri yapan ve agzinda disleri olmayan, gozleri cin gibi olan anneanne yapiyordu. Bir de cok guzel sarki soyluyordu. Bu toren icin ozel sarkilardi sanirim. O basliyordu digerleri de ona karsilik veriyordu. Eller cirpilarak soylendi bir sure sarkilar, herkes pur nese, herkes mutlu. Sepetin icindeki sekerlemeler ve kuruyemisler de cocuklar tarafindan yeniliyor bir yandan.
Derken bebecik sepetin icine kondu ve curcuna basladi. Gurultu yapacak ne varsa geldi. Tencere kapaklari, havan, el cirpmalar, zilgitlar, ortalikta bir gurultu, bir ses, bir yandan da anneanne bebegi salliyor, hafif hafif hoplatiyor. Bebekte tik yok! Ben bebek simdi aglayacak diye bekliyorum. Tik yok. Korkacak bebek dedim Ali ogretmene. "Korkmaz" dedi. "Bundan sonra hic bir seyden korkmaz artik o" dedi. Bunun icin yapiliyormus bu gurultu de. Anneanne bebegi oyle sallarken herkes sepetin icine para atti hediye olarak. Sepet benim onumde sallanip duruyor baktim, anneanne de gulerek yuzume bakiyor. Ben anlamadim once cunki resim cekmekle mesgulum. Neyse anladim da elimi cebime attim. Adetleri bilmeyince oluyor boyle seyler tabii. Derken annesi bebegi sepetle birlikte aldi, kadinlardan birisi de yanan tutsuyu aldi ve evin disina ciktilar. Gurultucu kalabalik da peslerinden. Sarkilar, lililili ler, tencere kapaklari, havanlar, vs. Bebek evin etrafinda dolastirildi, tutsu dumanlari her tarafa yayildi ve toren bitti.
Bebegi korkusuz yapmak icin gurultu yapmakta kullanilan tencere kapaklarini bu kucuk cocuk kullandi. Sagda bebegin babasi Ali ogretmen, arkadaki yasli adam bebegin dedesi, Ali ogretmenin babasi, geleneksel kiyafeti ile. Bu gun icin Kahire disindan, Feyyum'dan gelmis.
Yusuf bebek abisi ve babaannesi ile birlikte toren baslamadan once. Evde gordugum misafir perverligi de hic unutmayacagim. Beni ilk defa gormelerine ragmen, dillerini konusamama ragmen, bildigimi de unuttum zaten orada:), bana guzel agirlama iltifatlari yapildi "evimiz nurlandi gelisinle" diye. Anneanne bu sozu biraz ileri goturup "Misir nurlandi seninle" dedi. Bu sozler bana ozel degil aslinda. Bunu her misafire, herkese soylerler. Selamlasmalari ve birbirlerine guzel sozler soylemeleri en guzel sekilde suruyor hala. Misirlilar zaten neseli, espirili insanlardir, aksam baktim da orada bulunanlarin hepsinin yuzu "gercekten" guluyordu. Herkes mutluydu, ben de! Allah mutluluklarini daim etsin.
Cuma, Mart 28, 2008
AISH BELEDI'YE NE OLDU?

Perşembe, Şubat 21, 2008
ZEYNEP HANIF'IN DEFILESI

Defilenin sonunda Zeynep, mankenlik yapan arkadaslarimiz ve defileyi duzenleyen Buyukelcimizin esi Gulden Gokturk ile birlikte misafirleri selamlarken
Zeynep TRT mikrofonuna konusurken
Defile sonrasi hep beraber yemek yedik.









