Misir'da Ramazan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Misir'da Ramazan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Eylül 26, 2007

RAMAZAN HAKKINDA BIR KAC SOZ

Geldik Ramazan'in ortasina ben daha Kahire'daki Ramazanla ilgili bir sey yazamadim. Ben kendimce cok sakin bir Ramazan gecirdigimden disari fazla cikmiyorum ve fotograf cekme imkanim olmuyor dolayisi ile. Fotograf olmayinca da yazi yazmam gecikiyor. Ama bu sefer yazacagim diye oturdum bilgisayarimin basina….

Buradaki Ramazan'in en goze carpan tarafi insanlarin iftardan sahura kadar uyumamalari. Sanki gece gunduz, gunduz de gece olmus herkes sokaklarda. Her yer isil isil, tum lokanta ve kafeler dolu tiklim tiklim. Oyle cocuklarin uyumasi falan da soz konusu degil tabii ki! Her yasta insan disarida. Cinsiyet ayrimciligi da yok! Her cins disarida. Ozellikle Han El Halili ve El Huseyin camisi cevresi tam bir ana baba gunu. Burada her yer isil isil suslenir. Hani Noel suslemeleri gibi. Ramazan suslemeleri de burada cok guzel oluyor. Ozellikle fanus denilen fenerler hemen her evin balkonunda ya da kapisinda asilidir, her boydan.

Ramazan paketleri dagitilir bizde oldugu gibi. Bakliyat, kuru yemis vs.. Sokak aralarinda varlikli kisilerin kurdugu sofralarda yoksullar yemek yeme imkani bulabilirler.

Iftar Turkiye'de oldugu gibi burada da ailece aciliyor. Iftardan sonra teravih namazi kiliniyor, ondan sonra da sahur icin disari cikiliyor. Burada teravih namazina da cuma namazina da bayram namazina da kadinlar gidiyorlar. Hani bizde hala tartisma konusu ya kadinlarin camiye gitmeleri, burada oyle bir tartisma yok! (Boyle derken mecburiyet de yok, yani isteyen gidiyor)

Ben buradan TRT'nin iftar ve sahur programlarini takip ediyorum. Ilk gunler Kahire ve Istanbul arasinda iftarda 20 dakika kadar bir ara vardi. Once Kahire'de iftar olur, biz yemegimizi yerken Istanbul'daki ezani dinlerdik. Su gunlerde fark 10 dakikaya indi. Ama sahurda imsak vakti iki gundur saniye farki ile basliyor. Ve pencereden iceri giren ezan sesi ile Istanbul'dan odaya dolan ezan sesi birbirine karisiyor. Makamlari farkli iki ezan, ayni anda, dunyanin farkli bolgelerinden, evimin icinde. O kadar guzel bir duygu ki anlatamam. Yeryuzunde ayni anda yukselen ezan seslerinin uzaydan nasil duyulacagini merak ettim.

Dun TRT, iftar ve sahur programlarinda Misir'daki Ramazanla ilgili bir film gosterdi. O da hos bir surpriz oldu bana. Hani Misir'da miyim yoksa Turkiye'de miyim karistirdim neredeyse. Turk Tv sinden Misir'i izliyorum ve ben Misir'dayim.

Ramazan'in olmazsa olmazlari tabii ki tatlilar. Tatlici dukkanlari dolup dolup bosaliyor. Gecen yil Ramazan ile ilgili yazdiklarimda fotografli olarak anlatmistim tatlilari, o yuzden tekrar etmeyecegim. Ama burada gullac yok:))

Turkiye'den gelmis kayisi ve incirler, findik vs tum marketlerde yerlerini Ramazan'dan bir hafta oncesinden aldilar. Tabii aynen evlerimize de girdiler.

Burada cok yaygin olarak tuketilen gida maddelerinden biri de meyve sulari. Ozellikle kayisi pestilinin sulandirilmasi ile yapilan "Amareddin" denilen meyve suyu. Evlerde yapiliyor. O yuzden kayisi pestili yardim paketlerinin de vazgecilmezlerinden hurma ile birlikte.

Perşembe, Eylül 13, 2007

HAYIRLI RAMAZANLAR


Bugun Ramazan'in ilk gunu. Hamd olsun kavusturana. Burada saatlerin ay sonunda bir saat geri alinmasi gerekirken, Ramazan dolayisi ile! gecen hafta sonundan itibaren bu uygulamaya gecildi. Gerci Sahura kalkanlar icin (benim gibi) bir sey fark etmiyor ama Misirlilar genelde sahura kalkmak yerine gece gec saat yiyip uyumayi tercih ettiklerinden bir saat daha az oruc tutmus oluyorlar! Simdi bu konuda bir araba laf soylenir de hadi soylemeyeyim. Yorumlari siz yapin.

Ramazan alisverislerinin yogunlugu nedeni ile market raflari cabuk cabuk bosaliyor gecen haftadan beri. Dun kedilerime kuru mama alayim dedim o bile bitmisti:)) Bizim bahceye de bir anne ve bes yavrusu dadandi. Ama o kadar guzel ve tatlilar ki. Badem gozluler hepsi. Bizim burasi merkezlere uzak yeni yerlesim yeri oldugundan dort yil once buraya tasindigimizda hic sokak kedisi yoktu ortalikta. Ama gecen yildan beri ortalik kedi kayniyor. Hepsi de cok guzel, cins kediler. Bunlar cok buyuk bir ihtimalle sokaga atilmis kediler. Ozellikle yabancilar evlerine aldiklari kedileri giderken yanlarinda goturmek istemediklerinden sokaga birakiyorlar. Bana bir Iran kedisi geldi mesela gecen ilkbaharda. Fume rengi, portakal rengi gozlu. Simdi bizim evde yasiyor artik. Uc kedim var ucu de ayri telden caliyor. Birisi Turk tekiri, birisi Iran'li birisi de Misirli. Tekirim 11 yasinda ve ellerime dogdu. Onun yeri baska. Arada digerlerine birer Osmanli tokadi patlatiyor ki sormayin. Aman gene kedilere daldim, cikamam daha, yazar da yazarim. En iyisi kisa keseyim.

Herkesin Ramazanini kutlarim, sevgiyle kalin.

Çarşamba, Ekim 11, 2006

MISIRDA RAMAZAN II

Ramazanda en cok tuketilen yiyeceklerin basinda tabii ki tatlilar geliyor. Tatlici dukkanlari tam kapasite calisiyorlar. Kuyruklar oluyor dukkanlarda. Bizdeki tatlilara benzeyeni de var, degisik tatlilar da var. Benim hosuma giden seylerden biri de tatlilarin paketlenisi. Genellikle karisik tatli alinir ve bunlar karton tabaklarin icine resimde gordugunuz gibi yerlestirilerek paketlenir. Tatlari da hafiftir, ic bayiltmaz. Burada baklavaya "ba'lava" deniyor, "k" harfini soylemedikleri icin virgulden onceki "a" ya vurgu yapilarak soyleniyor. Bence bizim baklavanin yerini asla tutamaz. Resimde gordugunuz, fistikli burmalar cok guzel ama. Bir de benim cok sevdigim tabagin kenarinda dizilmis olan irmikten yapilmis ortasi bademli tatli. Adi; "Basbusa". Hani Turkiye'de sokakta camekanli arabalarda satilan sam tatlilari var ya, sokakta satiliyor diye cocuklugumdan beri icim gittigi halde bir turlu tadina bakamadigim, iste ona benzetiyorum gorunusunu. Cok hafif ve lezzetli. Burada en cok yedigim tatli diyebilirim.

Bizim kadayif dedigimize, barada"kunafa", yassi kadayif benzeri bir malzeme ile yapilan tatlilara da "atayif deniyor. Resimde gordugunuz atayifa bir ornek. Bu malzeme resimde goruldugu gibi elle sekli verildikten sonra ici kaymakla doldurulup uzeri de fistikla kaplaniyor, yerken de ortadaki balli serbete batirilarak yeniyor. Bunlarin bir de lokmalik olan kucukleri de var. Bu yassi kadayifin bir de ici findik, fistik ile doldurulup borek gibi ortadan ikiye katlanarak kapatilip, kizartildiktan sonra serbete atilani var ki o da cok guzel. Bu tatlinin aynisini Mersin'de de yapiyorlar ve orada adina "tas kadayifi" diyorlar.

Sanirim ben burada eski Osmanli tatlilarindan birini de kesfetmis bulunuyorum!. Resimdeki tatli bizim kadayifin ufalanarak yapilmisi, arasina da ya kaymak ya da muhallebinin kaymaklastirilarak! yapilmisi bir ara madde koyularak yapiliyor. Gercekten cok hafif bir tatli. Bazi tatlicilar tepsinin ust kismina gelen yerde kadayifi bir hasir orer gibi orerek dekoratif bir gorunumle sunuyorlar. Bu guzel tatlinin adi da OSMANLEYA. Iste bu yuzden bu tatlinin bir Osmanli tatlisi oldugunu dusunuyorum. Isin dogru olup olmadigini arastiracak zeminim olmadi dogrusu.

Eveet, benim en sevdigim tatlilardan biri de iste bu lokumdan yapilan tatli. Bildigimiz lokum yalniz yumusak bir lokum, ici kaymakla doldurulmus ve uzerindeki de pudra sekeri. Bizim lokumun bir baska sekilde yapilmisi da diyebiliriz. Gercekten cook guzel. Ama taze iken yemek lazim. Bir iki gun kalinca icindeki kaymak biraz sertlesiyor. Haa adina gelince adi "Melben". Konumuz ramazan olunca tabii yiyeceklerden ozellikle de tatlilardan bahsetmek te kacinilmaz oluyor. Misir'a ozgu daha baska tatlilar da var ama onlar sut ile yapiliyor. Onlari da bir baska sefere anlatacagim.

BENIM FENERIM

Iste bu da benim Fenerim!

Pazartesi, Ekim 09, 2006

MISIRDA RAMAZAN - I

Ramazan bizim ulkemizde oldugu gibi burada da oldukca heyecanla karsilaniyor. Hazirliklar gunler oncesinden basliyor. Hanimlar yemeklerini hazirlayip derin dondurucuya koyuyorlar, iftara kolaylik olsun diye. Magazalar, dukkanlar Misir'in kendine has kumaslari ile dekore ediliyor, isiklandiriliyor. Evlerin balkonlari bile kucuk ampullerle susleniyor.




Bu suslemelerin en geleneksel olani "fanus" olarak adlandirilan cesitli buyuklukteki fenerlerin yollara, dukkanlara, magazalara ve evlere asilmasi. Benim de geldigimden beri her yil ramazanda evimin balkonuna bir tanesini astigim bu fenerler gecmisten gelen bir adete dayalidir. Eski ramazanlarda, aksam karanlik olunca cocuklar ellerinde yaktiklari fenerlerle sokaklarda dolasarak ozel bir sarki soyler ve seker toplarlarmis. O zamanlardan bu zamana boyle gelmis bu fenerler. Bu fenerlerin 2-3 cm lik olanindan tutun da resimdeki gibi buyuk boyda olanlarina kadari her yil satisa cikiyor.

Ramazanda butun cafe ve restoranlar sokaklara tasmis durumdadir. Kaldirimlarin ustu masa ve sandalyelerle doludur. Burada da durumu uygun olmayanlar icin iftar sofralari kuruluyor. Marketlerde ramazan paketleri satiliyor. Aksamlari camiler teravih namazi icin dolup tasiyor. Ramazan gelince bir davet telasi da basliyor. Ilk hafta genellikle aile buyukleri ile beraber yenilir iftar, ondan sonraki haftalarda da davetler baslar. Sahur davetini de ilk defa burada gordum. Gece onbir sularinda da sahur davetleri verilir. Gece yatmadan once sahur yenip oyle yatiliyor genelde. Gece sahur icin pek kalkan oldugunu duymadim. Bir ben kalkiyorum gibi geliyor bana, bir de tanidigim bazi Turk arkadaslar. Her ne ise, Rahman ve Rahim olan Allah uzerimizden sevgisini , sefkatini eksik etmesin, herkesin iyiligini versin.