Perşembe, Nisan 03, 2008

SIBUA TORENI


Kizima evde ozel Arapca dersi veren Ali ogretmenin gecen hafta ucuncu cocugu olarak bir oglu dunyaya geldi. Gecenlerde geldiginde, "ben carsamba gunu derse gelmeyecegim, siz bize gelin bebegi gorun" dedi. Ben de tamam dedim, dun hediyemi aldim ve aksam Serra okuldan geldikten sonra ogretmenin evine gimek uzere hazirlandik ve ciktik yola. Niyetimiz bir yarim saat oturup gelmek, aksam da Avrupa Yakasi'ni seyretmekti. Giderken aklima gelmesine ragmen yanima kamerayi almadim, cunki belki resim cekmemi istemezler diye dusundum. Bir keresinde Ali ogretmenin hanimini gormustum. Her tarafi kapkara kapali idi. Sadece gozlerini gormustum yani. Neyse bu yuzden resim olayina giremeyecegimi dusunmustum ve kamerasiz gittim fakat oyle bir problem olmadigini anladigimda uzuldum, neyse ki telefonum vardi yanimda, kamera olarak onu kullandim. Megerse bebek icin ozel bir parti varmis. Belki de adamcagiz bana soyledi ama ben yarim yamalak arapcam ile anlamadim ne dedigini diye dusundum. Eve bir iki komsu ve her iki taraftan da aile fertleri geldikten sonra toren basladi.

Bu ozel toren bebek bir haftalik olunca yapiliyormus. Adina da SIBUA diyorlar. Ben gittigimde bebek uyuyordu, dunya tatlisi bir bebek tum bebekler gibi. O kadar sese kalabaliga ragmen maasallah hic uyanmadi. Toren zilgitlar atilarak basladi. Kadinlar bir bagiriyorlar lilililili...

Cocuklarin eline mumlar yakilip verildi. Cocuklar bu mumlarla sarki seklinde bir dua ederek dolandilar ortalikta, kapinin onunde. Sarkili duanin manasi su imis: "Rabbimiz, bu kucuk bebek de buyusun de bizimle beraber oyunlar oynasin"

Sonra ortaya bir tepsi geldi. Tepsinin ici baklagiller, tuz, tutsu malzemeleri doluydu. Nedir bu dedim. Anladigima gore bereket ve nazara karsi bebegi korumak icinmis. Bir de tepsinin icine uc mum dikildi ve yakildi. Bu da bebege verilecek isim ile ilgiliymis (gerci bu bebegin ismi dogdugunda Yusuf olarak konmustu). Bebegin dayisi anlatti; uc muma verilen isimler Yusuf, Omer ve Muhammed. En son sonen mum hangi ismi tasiyorsa bebegin adi o olurmus. Ben "e bebegin adi Yusuf degil mi, ya baska isim cikarsa ne olacak?" dedim. "Sadece gelenek icin yapiyoruz adi Yusuf tabii ki" dedi. Once Omer ismi verilen mum sondu, daha sonra Muhammed ismi verilen mum sondu. Yusuf uzun sure yanmaya devam etti. Hepimiz "aaa demekki adi gercekten Yusuf olacakmis" diye konustuk. Ben de acaba mumda bir dalavere var mi diye baktim ama yoktu. Digerleri gibi bir mumdu. Sonra geride kalan atesin uzerine tutsuler dokuldugunde tepsiden dumanlar cikti. Nazar isi bitti boylece.


Derken ortaya bebek icin hazirlanmis ozel bir sepet geldi. Icini kuruyemis ve sekerleme ile doldurdular. Bu arada butun bu isleri yapan ve agzinda disleri olmayan, gozleri cin gibi olan anneanne yapiyordu. Bir de cok guzel sarki soyluyordu. Bu toren icin ozel sarkilardi sanirim. O basliyordu digerleri de ona karsilik veriyordu. Eller cirpilarak soylendi bir sure sarkilar, herkes pur nese, herkes mutlu. Sepetin icindeki sekerlemeler ve kuruyemisler de cocuklar tarafindan yeniliyor bir yandan.

Derken bebecik sepetin icine kondu ve curcuna basladi. Gurultu yapacak ne varsa geldi. Tencere kapaklari, havan, el cirpmalar, zilgitlar, ortalikta bir gurultu, bir ses, bir yandan da anneanne bebegi salliyor, hafif hafif hoplatiyor. Bebekte tik yok! Ben bebek simdi aglayacak diye bekliyorum. Tik yok. Korkacak bebek dedim Ali ogretmene. "Korkmaz" dedi. "Bundan sonra hic bir seyden korkmaz artik o" dedi. Bunun icin yapiliyormus bu gurultu de. Anneanne bebegi oyle sallarken herkes sepetin icine para atti hediye olarak. Sepet benim onumde sallanip duruyor baktim, anneanne de gulerek yuzume bakiyor. Ben anlamadim once cunki resim cekmekle mesgulum. Neyse anladim da elimi cebime attim. Adetleri bilmeyince oluyor boyle seyler tabii. Derken annesi bebegi sepetle birlikte aldi, kadinlardan birisi de yanan tutsuyu aldi ve evin disina ciktilar. Gurultucu kalabalik da peslerinden. Sarkilar, lililili ler, tencere kapaklari, havanlar, vs. Bebek evin etrafinda dolastirildi, tutsu dumanlari her tarafa yayildi ve toren bitti.


Bebegi korkusuz yapmak icin gurultu yapmakta kullanilan tencere kapaklarini bu kucuk cocuk kullandi. Sagda bebegin babasi Ali ogretmen, arkadaki yasli adam bebegin dedesi, Ali ogretmenin babasi, geleneksel kiyafeti ile. Bu gun icin Kahire disindan, Feyyum'dan gelmis.


Yusuf bebek abisi ve babaannesi ile birlikte toren baslamadan once.

Evde gordugum misafir perverligi de hic unutmayacagim. Beni ilk defa gormelerine ragmen, dillerini konusamama ragmen, bildigimi de unuttum zaten orada:), bana guzel agirlama iltifatlari yapildi "evimiz nurlandi gelisinle" diye. Anneanne bu sozu biraz ileri goturup "Misir nurlandi seninle" dedi. Bu sozler bana ozel degil aslinda. Bunu her misafire, herkese soylerler. Selamlasmalari ve birbirlerine guzel sozler soylemeleri en guzel sekilde suruyor hala. Misirlilar zaten neseli, espirili insanlardir, aksam baktim da orada bulunanlarin hepsinin yuzu "gercekten" guluyordu. Herkes mutluydu, ben de! Allah mutluluklarini daim etsin.

15 yorum:

Adsız dedi ki...

Sevgi hanim
Yazilarinizdan inanilmaz keyif aliyorum.Misir, sayenizde gercekten aydinlaniyor.Misir,da yasamak alternatifi hayatimizin bir parcasi olunca bu bilgiler gercekten cok degerli.Ancak sunu soyleyebilirim ki okudukca o kuru bilgi arayisindan sonra farkli bir naiflik sezdim,yazdiklarinizla bir parcam Misir oldu.Tanidik bir yer ,bir insan gibi .Bu duygulari Istanbul icin yasamistim Kahire yanina arkadas oldu.
Selamlar
Levent OGUZKAN

Adsız dedi ki...

kahirede yasiyorsunuz amma gercekleri goremiyorsunuz...insanlari elbisleri ile giyimleri ile degerlendiriyorsunuz...ayrimcilik hissiniz beyninizin en ileri tarafinda..ne demek kapkara elbise bunnla neyi kastediyorsunuz??yaziklar olsun insanligimiza kii insanlari giyimi ile veya inanclari ile ayirt edip ayrimcilik yapmaya..

Sevgi dedi ki...

Levent Bey, Tesekkur ederim. Umarim Misir'a geldiginizde mutlu olursunuz.

Sevgi dedi ki...

Ismini yazmaya cesaret edemeyen isimsiz sahis, sizin anlayis probleminiz var herhalde. Eger benim yazilarimi okuduysaniz on yargili biri olmadigimi anlamaniz gerekirdi. Asil onyargili olan sizsiniz ki tarif ettigim giyim tarzindan siz rahatsiz olmussunuz. Eger benim boyle bir problemim olsaydi ben o hanimin esinin kizimin ozel arapca ogremeni oldugunu soyluyorum, evime alir miydim. Ya da davetleri uzerine evlerine gider miydim. Siz orumcek kafali, kazi koz anlayan insanlardan Allah hepimizi korusun. Kapkara elbise ile kastettigim, kadinin bastan asagi siyah bir giysi ile ortulu oldugu, baska bir sey degil. Siz eger Kahire'de yasiyorsaniz muhtemelen benim kim oldugumu da biliyorsunuz. Ama isminizi yazma cesaretini bile gosterememissiniz. Asil size yaziklar olsun.

Nilgün ÜLKER dedi ki...

Onyargili bir sekilde, yazilan yazilari bile okumadan yorum yapmasi iste kisileri boyle aptal bir duruma dusurur. Senin yazilarini okuyan biri asla boyle biri olmadigini zaten biliyor. Bu isimsiz sahis kendini dusurdugu durumdan utansin bence.

Sevgiler...

Sevgi dedi ki...

Tesekkur ederim Nilgun'cugum, aslinda benim onyargili oldugumu soyleyen sahis da bana karsi onyargili davranmis oldu degil mi? Beni gercekten taniyanlar isimsiz sahsiyetin benim hakkimdaki yargilarinin tam aksi karakterde oldugumu bilirler. Aslinda hepimizin her konuda onyargilari vardir. Iyi yonde ya da kotu yonde. Onemli olan onyargilarimizin esiri olmamak, onyargilarimizin hata payina sahip oldugunu bilmek. Aksi halde kavgaci ve hosgorusuz oluruz.

Nihat Akkaraca dedi ki...

İsimsiz, "Kapkara" sözcüğünden neden rahatsız olmuş anlayamadım. Sevgi "Kapkaranlık" dememiş ki...
Kapkara giyinmiş bir kadını, başka türlü nasıl niteleyeceğiz acaba?

Sevgi dedi ki...

Merhaba Nihat Bey, siz de beni bir ziyaret ettiniz, yazdiklarimin disinda bir konuyla karsilastiniz. Bu ilk defa basima geldi umarim son olur. Ziyaretiniz icin cok tesekkur ederim. Tekrar gorusmek uzere, iyi gunler dilerim.

evren dedi ki...

sevgili sevgi abla kusura bakma ne zamandır uğrayamadım. çünkü bir süredir jandarma komando olarak vatani görevi yapmaktayım. herşey bir yana komando olmak bir yana. bir söz vardır "her ananın oğlu asker olur amma... her kızın sevdiği komando olamaz! Galiba bana özel söylenmiş. :) diyeceğim o ki vatan bize, biz Allah a emanet... sağlıcakla kal ve güzel yazılarından mahrum etme...

Sevgi dedi ki...

Merhaba Sevgili Evren, demek onun icin sesi solugun cikmiyordu. Ben de evlenip balayina geleceksiniz diye bekliyordum. Safak sayiyorsun sen de desene. Allah hepinizin yardimcisi olsun. Zaman goz acip kapayana kadar gecer de tezkereyi alir dugunu de yaparsin insaallah. Dualarimiz sizlerle.

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Sevgili Sevgi,
Bir gün biryerlerden dolanarak bloğuna konuk oldum ve devamlı takipçisiydim. Yazılarınız hoşuma gidiyor bilmediğimiz bir yaşamın kapılarını aralıyordu bana.
Ta ki belediye ve ekmek konusuna kadar, orada dayanamadım ve sesimi duyurdum.
Doğum merasimi de çok hoşuma gitti, siz anlatın kahireyi biz okuyalım.
Teşekkürler Sevgiler,

Leyleğin ömrü dedi ki...

Sevgi çok enteresan bir yorum. Bu blog senın ve biz cok demokratik bir ülkenin demokratik vatandaşlarıyızya, seninde istediğin gibi fikir beyan etme hakkın var.
Kaldı ki bunu yazan, eğer seni tanıyan biri ise zaten tamamen sallamış, yok eğer bir yazı ile bu yorumu yapmışsa hem algılamada güçlük yaşıyor hem de seni suclarken aynı şeyi kendi yapıyor.
Aman daha neler görececeğiz, sakın üzülme. Sen çok iyi bir insansın ve iyiki benim arkadaşımsın :)
Alev

Sevgi dedi ki...

Tesekkur ederim Yasamin Kiyisinda. Yazacagim merak etmeyin. Uzun zamandir uzerimdeki tembellik de bu ara yerini yazma istegine dondurdu. Yazmak istedigim cok sey var da, butun is yazmaya baslamakta! Sevgiler

Sevgi dedi ki...

Aman Alev'cigim kaldi ki ben o sahsin rahatsiz oldugu konuda bir fikir bile beyan etmemistim. Neyse. Ne yapalim onun da algilama kapasitesi o kadarmis. Ben uzulmuyorum, merak etme. Hem zaten ben o kisinin provakator oldugu ihtimalini goz onunde bulunduruyorum ve doldurusa gelme taraftari degilim. Sevenimiz de olacak, sevmeyenimiz de degil mi:)Onemli olan dusman olmamak. Arkadasim tesekkur ederim. En kisa zamanda gorusmek dilegiyle, sevgiyle kal.

Aslı Cin dedi ki...

Sevgi'ciğim çok güzel anlatmışsın teşekkürler. Ne güzel adetleri var, biraz bizim diş buğdayımıza benzettim.

Yoruma da sinirlenme arkadaşım, Türkiye'de artık durum ne yazık ki bu. Bizi, biz ve onlar diye ayıranlar o kadar rahatsız ki her şeyden yazdıklarımızı anlama zahmetine bile katlanmıyorlar artık. Sen kara çarşaflı değilsin ve çarşaftan bahsettin ya sana saldırmaları için kozu verdin.

Ben kimi bloglarda bazı tartışmalara gireyim dedim ama yok, herkes anlamak istediğini anlıyor ne yazık ki.

Haklısın genellikle tutucu ailelerde fotoğraf makinası pek tercih edilmez ama anlaşılan o ailede yokmuş bu. Fotoğraf makinası büyük değilse çantadan ayırmamalı :)