Çarşamba, Şubat 14, 2007

OSMANLI TARIHINDE MISIR

Gecenlerde okuyup bitirdigim bir kitapta Misir hakkinda ilginc olabilecek bilgilere ulastim. Tarihi bilgiler bunlar, hani okullarda ogretilmeyenlerden. Kitabin adi "Osmanli'yi Yeniden Kesfetmek" Yazari Ilber Ortayli.

Kitabin 156. sayfasindan;

"Guney eyaletlerine indigimiz zaman, koskoca Misir kitasi cok ilginc statude bir beylerbeyliktir ve tabii Hicaz da onemli konumu dolayisiyla Osmanli idaresinin kendine ozgu bir protokolle idare ettigi bir bolgedir. Her seyden evvel sunu soylemek gerekir: Hicaz bolgesi, yani Mekke ve Medine'nin etrafindaki bolge, Osmanli Devleti'ne obur eyaletlerin aksine hicbir gelir getirmez. Burasi aksine buyuk masraflara sebeb olur. Bazi halde bu bolgede bir turbenin etrafini cevirmek veyahut hacilar icin suyolunu, bir cesmeyi tesis veya tamir etmek o kadar zordur ki yerli ustalar yetismediginden, oraya insaat malzemesi ve usta sevk edilir ve batidaki bir iskelenin tum yillik geliri buna harcanir. Gene ayni sekilde Mekke ve Medine halkinin bir olcude rafahini tesis etmek, buralardaki konaklama tesislerinin tamir veya yapimina harcamak icin Misir eyaleti gibi zengin bir bolgenin bir kisim parasi buraya verilir. Bu bir reprezentasyon yani temsildir. Modern devletlerin bu gibi harcamalari vardir; cunku burada iktisadi dusunmekten cok siyasi dusunulur".

Kitabin 158. sayfasindan;

"Guney'de imparatorlugun zenginligini, ama zenginliginden cok, asil ihtisamini ve denizler uzerindeki kontrolunu saglayan bir bolge hic suphe yok ki Misir'dir. Misir, Roma imparatorlarinin gogsundeki ziynettir. Onsuz ne Roma, ne Bizans Imparatorlugu olabilmisitr. Bizans Misir'i kaybettikten sonra cok cabuk gerilemistir ve Osmanli Imparatorlugu icin de Misir bu onemdedir.

Misir, evvela bir tahil hazinesidir. Saniyen etrafi kontrol eden bir bolgedir. Ucuncusu tabii ki maliyeye bir katkisi vardir. Julius Caesar tarafindan Misir'in alinmasi ile Roma Imparatorlugu'nun gercek bir devlet mesabesine ulastigini ve Julius Caesar'in oradaki mali sistemi, vergilendirme sistemini ogrenmesiyle Roma hazinesini tesekkul ettigini tarihciler tekrarlar.

Yavuz Sultan Selim Han, Ridaniye zaferinden sonra 1517 Nisan'inda bu kitayi yani Misir'I bir beylerbeylik olarak teskilatlandirmis ve merkeze baglamisitr. Aslinda burada ilginc bir yol gudulmustur; 17 sancaktan olusan bu zengin eyalette, uc eyalet yani Iskenderiye, Dimyat ve Rasi, ki Rosetta ve Damietta der Avrupalilar, donanmanin selameti, usleri bulunmasi, geliri ve tahil varidatini temin etmesi ve kontrol bolgesi olmasi dolayisiyla Misir Beylerbeyligi'ne degil, Akdeniz adalarina tabidir; yani Kaptan Pasa'nin gelir kaynaklarina dahildir. Bunun disindaki 14 eyaletin basinda "Yavuz Sultan Selim Han Kanunnamesi ile" yerel Memluk Beyleri birakilmistir. Bunlarin Turkce bilmesi sart kosulmustur. Zaten bir kismi Turk, bir kismi Cerkez asillidir. Bu beylerin basina vezir rutbesinde Beylerbeyi payeli bir Misir defterdari tayin edilmektedir. Defterdar Osmanli maliyesinde onemli bir memurdur; defterdarin hesap kitaptan cok iyi anlamasi, kaynaklari kontrol etmesi gerekir.

Misir kadisi ayri bir oneme sahip bir memurdur ve Misir kadiligi ayri bir silkin basinda yer alir. Cunku Misir ahalisi genellikle Maliki mezhebinden olup, cok azi Hanefi olan bir gruptur. Buradaki yerel kadilar uzerinde hakimiyet kurabilen biri olmasi lazimdir.
Misir Beylerbeyi de buradan topladigi varidati Misir'a harcamakla mukelleftir. Onun icin Misir'da bir hayli Osmanli eseri vardir. Maktu bir miktar, belirli bir miktar, Misir hazinesi diye Istanbul'a yollanir, ki bu "Cib-i Humayun" hazinesidir, yani padisahin kendi sahsi harcligidir. Tabii ki bu Misir'in isgaline kadar devam etmisitr. Ama hepimizin bildigi gibi I. Dunya Harbi cikip Ingiltere Misir'i resmen ilhak edene ve Misir Hidivi olan Abbas Hilmi Pasa'yi tahttan indirip onun yerine Sultan Kamil'i ve nihayet hanedanin obur kolundan Kral Fuat'i tahta oturtana kadar Misir, Osmanli Hukumetine tabidir. Mahmet Ali Pasa olayindan sonra da Misir'in basindaki yari mustakil valilere hidiv yani Kral naibi denmektedir. Bu hidiv unvani cok onemlidir.

Misir zengin bir kitadir. Zenginligi dolayisiyla 19. yuzyil Misir'i Osmanli Imparatorlugu'nda payitahha bile gorulmeyen bir zenginlik ve burjuva hayati sergilemektedir. Klasik donemlerde Misir, bu zenginligine binaen Osmanli Imparatorlugu icin cok onemli bir noktadir; her sene Hac yollarini kontrolle gorevli bir eyalettir. Suveys'te outran bir Hac gorevlisine Misir Emir-ul Hacci denir. ….

Demek ki bu bolgedeki Hac isleri buradan idare edilmektedir. Fazladan da Misir varidatindan 24 milyon akce kadar onemli bir meblag, Mekke ve Medine'nin masraflarina ayrilir. Aksi takdirde Misir tahili ve pirinci olmasa Hicaz ahalisi ac kalirdi. Misir bir salyane eyaletidir, yani yillik odeyen eyalettir."

7 yorum:

cem dedi ki...

Sevgi emegine saglik, oturup kitabtaki bilgileri tek tek yazmisin bizler icin.

Tarihte sayilmasi ve anlatilmasi gereken bir tarihimiz var ama ne yazikki kiymetini bizler bilemedigimiz surece yabancilarin bilmesini isteyemeyiz, bizler tanitip anlatmaliyizki digerleride ogrensin, baksana bir avuc yunana, adamlarin hayal urunu su tanrilar tarihi bile okularda okutuluyor ve filmlere bile konu oluyor.

Osmanliyida bence yok eden yine bizler olmusuz, asiri dincilik bi tarafta, avrupa ozentisi obur tarafta, koltuk hirsi bi tarafta, aynende devam ediyoruz bunlara cumhuriyet devrinde ve bakalim tc'ni ne zaman batiracagiz eger boyle devam edersek.

akçahan dedi ki...

Ortaylı'nın 'Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek' eserini okumuştum ama, sayende Mısır kısmını yeniden ve daha dikkatli bir şekilde okumuş oldum. Tarihi bilmek çok mühim. Tarihini bilmeyen insanımız, bırakın insanımızı ülke yönetenlerimiz zaman zaman traji komik, talihsiz açıklamalar yapabiliyorlar üstelik uluslararası arenda. Hafızasını kaybetmiş insan gibi dolaşıyoruz. 500 yıl idaresinde kalmış ve yönetimi geçici olarak İngilizlere verilmiş ve bir daha alınamamış ve kendisi için stratejik öneme haiz bir bölge olan Kıbrıs için dönemin başbakanı Necmeddin Sadak 'bizim Kıbrıs diye bir meselemiz yoktur' diyebilmiştir. Yine Tansu Çiller, başbakanı olduğu ülkenin Gap bölgesi de arz-ı mevud ülküsü alanında kalmasına rağmen İsrail gezisinde arz-ı mevud toprakları üzerinde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirmiştir. Hangisini sayalım ki, şairin dediği gibi ".... gir de bir bak ülkeme başsız başsız adamlar"

Sevgi dedi ki...

Rica ederim Cem, tarih bilgimizin cok zayif oldugunu bildigimden, sayfama da uygun oldugundan yazayim dedim. Belki bir kismimiza isik tutar, tarihe merak sarmaya baslariz diye. Burada sahit oluyorum, bizim hakkimizda, Ataturk hakkinda yanlis bilenlere Turkler her yerde oldugu gibi giick olup, kiziyorlar. Ama adam oyle ogrenmis, ogrendigi gibi de konusuyor. Kizmak yerine dogrusunu anlatip ogretmek gerek ama bilgisizlikten bu da yapilamiyor sadece kiziliyor. O da bir kazanc getirmiyor zaten.

Sevgi dedi ki...

Selam Akcahan, cok haklisin. Biz kendimizi bilmezsek baskalari bizi bizden daha iyi bilip ona gore bizimle ugrasir. Bizim zamanimizda tarih derslerinden aklimda kalan tek sey, filanca savasa "Allah Allah" nidalariyla gidilip sayica ustun olan dusmani yendigimiz. Ama bu savas niye yapilmis, kosullar neymis, etkileri ne olmus bilmeyiz. Bugun basimizi agritan Ermeni meselesini yakin tarihimiz olmaina ragmen ogretmediler. Egitimcilerimiz niye boyle yapiyorlar anlamiyorum diyecegim ama duydugum bir sey var ki bunun da sebebini cok iyi anliyorum o zaman. "Efendi" adli kitapta A. Menderes hukumeti zamaninda ABD ile yapilan anlasma geregi Milli Egitim Bakanligina 12 tane ABD'li uzman yerlestirildigini ve bugun hala bunlarin gorevlerine devam ettigini okumustum. Herhangi bir yalanlama olmadigina gore bu bilgi dogru. E o zaman bizlerin niye dogru bilgileri ogrenemedigimiz de ortada, degil mi?

Berceste dedi ki...

Ah Ah tarih cahilliğini hiç sorma, ben Mohamed Ali Pasha'da yaşamıştım! Eh demişti rahmetli babam, hiç mi tarih okumadın? Hiç mi Hidiv Kasrı'nda kim oturmuş merak etmedin?
Bir de Bulgaristan'da Ruscuk'da Çariçe Katherina'nın evini gezerken yaşadım aynı şeyi. Sonra bana ders oldu. Hangi ülkeye gidersem, araştırma yapmadan gitmez oldum! Osmanlı zamanındaki zenginliği, o ülkelere yapılan yatırımların ürünlerini gözlerimle görmüş oldum. Tarihi okuyup unutmak için değil, ders almak için öğrenmeliyiz!

Sevgi dedi ki...

Berceste'cigim, ben de artik tarihle daha cok ilgilenecegim. Gecmisimizi unuttukca, elimizdekileri kaybetmeye dogru gidiyoruz. Sevgiler

ŞeBHîZ-- Sen'siz Gerçekler Yalan dedi ki...

teşekkür ediyoruz efendim paylaşımınız için,,,