Cumartesi, Haziran 17, 2006

AGIZ TADI

Biz Turkler her gittigimiz yerde kendi aliskanliklarimizi, yemeklerimizi, agiz tadimizi, kendi insanimizi arariz. Buraya ilk geldigimde yanimda beyaz peynirden tutun, zeytin, kahve, pastirma, sucuk akliniza ne gelirse getirdim. Bunu yapan yalnizca ben degilim tabii ki, butun Turkler ayni. Zaman gecip de alisveris ortamina alisip nerede ne varmis ne yokmus ogrendikten sonra artik getirdiklerimin yada gidip gelenlerden istediklerimin sayisi bayagi azaldi. Sanirim uzun yillar Osmanli egemenligi altinda yasamis olduklarindan dolayi az farkliliklar olsa da agiz tadimiz cok da farkli degil. En azindan bana gore. Sebze yemekleri bizimkine benzemekle birlikte suyu daha koyu sos kivaminda. Bizim dedigimiz gibi "sulu yemek" degil yani. Fasulyeye fasulye, bamyaya bamya, turluye turli diyorlar. Bizim doner de burada olmus shevirme (cevirme). Sanirim tum arap ulkelerinde boyle diyorlar. Dolmalari da bizimkinden daha az etli ama gercekten cok lezzetli dolmalar yedigimi soyleyebilirim. Zeytinyagli yemekleri de bizim gibi soguk degil sicak yiyorlar. Bu bahsettiklerim kisaca bizim yemeklerimize benzeyenler. Misira has yemekleri daha sonra anlatacagim. Gelelim buraya gelirken artik neler getirmiyorum. Beyaz peynir getirmiyorum. Beyaz peynirin buradaki karsiligi olan peynirin adi BARAMILI. Gercekten Turkiye'den getirdigime degmez. Bir de pastirma getirmiyorum ki burada yedigim pastirma tum arkadaslarimin da ortak fikri ile harika. Hem de Turkiye'dekinden daha ucuz. Pastirmanin adi burada "bastirma" (arapcada "P" harfi olmadigindan tum "p" ile baslayan isimler "b" ile telaffuz ediliyor). Gecenlerde kahve de getirmemeye karar verdim. Aslinda kahve getirmemizin bir nedeni vardi ki o da burada icilen kahvenin icine cesitli baharatlar katilmis olmasiydi. Ozellikle de Misirlilarin "habbehan" bizim de "kakule" dedigimiz baharatli kahve cok yaygin. Nerede icerseniz icin eger Turk Kahvesi yada sadece ahva (K harfi de telaffuz edilmiyor Misir arapcasinda) isterseniz mutlaka bu baharatli kahve gelir. Sekerli, orta sekerli ve sade kahvenin karsiliklari da ziyada, mazbut ve sada olarak soyleniyor. Gecenlerde bir kahveci dukkaninin onunden gecerken mis gibi bir kahve kokusu aldim ve dayanamayip girdim iceri. Megerse baharatsiz kahve de varmis. Hemen aldim denemek icin ve artik "kahve illa ki Turkiye'den gelecek" demiyorum. Bizim kasar peynirinin buradaki karsiligi "RUMI" peyniri. Eskisi var yenisi var. Tam tamina olmasa da kasar peynirinin yerini tutuyor. Ozellikle eskisi. Rumi'nin anlami Turk'e karsilik geliyor, gozlemlerimden onu anlamis bulunuyorum. Iskenderiye'li bir arkadasim Iskenderiye'de Rumi peynire, Turk Peyniri dendigini soyledi. Yani Gebna Turki (Gebna = peynir), Kahire'deki adi gebna rumi. Bir de hindi var. Onun da adi burada "Diyk rumi". Diyk horoz demek. Yani hindinin buradaki adi Turk Horozu! Hindinin anavataninin Turkiye oldugunu duymustum. Demek ki Rumi'nin Turk'e karsilik geldigi hakkindaki dusuncem dogru.

2 yorum:

akçahan dedi ki...

Bugün biraz iyiceyim. Kaldığım yerden günlüğünüzü okudum.Peynir konusunu ben de tecrübe etmiştim. Suudi Arabistan'da damak zevkimize uygun peynir ararken İstanbolli markalı bir peynire tesadüf edip almıştım ve Mısır'da üretidiğini öğrenmiştim.

Yazılarınızı zevkle okuduğumu tekrar belirtir, iyi günler dilerim.

Aslicin dedi ki...

Merhaba, farklı kültürleri tanıtan bir bloga rastlamak harika. Takip edeceğim.